Follow Us @soratemplates

10 Nisan 2021 Cumartesi

Kırmızı Pazartesi

     

Kırmızı Pazartesi








      ''Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah 05:30'da kalkmıştı.''

   

    Kitap bu cümleyle başlıyor. Sonunu bildiğiniz bir kitap. Heyecanla okumaya başlıyorsunuz ama sonrası hiç iç açıcı değil benim için. Detayları yazacağım ama önce kitabın konusu ve genel bakış.


     Kitabın konusu; bir kasabada meydana gelen cinayet ve insanların bu cinayeti bildiği ama engel olmadığı ve bir şey yapmadığı anlatılıyor. Bir namus cinayeti anlatılıyor ve konu suçsuz bir kimsenin üzerine kalıyor ve bu kişi öldürülüyor.


        😊📘Kitaptan Keşfettiğim Alıntılar : 

     

      😊''Kuşlarla ilgili tüm rüyalar hayırlıdır, demişti ona.''


       😊''Ölüme saygıyla yaklaşma kültürünü bir yana bırakmış zamane kızlarından farklı olarak, onların dördü de eskiden adet olduğu gibi hastaların başında bekleme, ölüm döşeğinde onlara güç verme, ölüleri kefenleme sanatında birer ustaydılar.''

  

       😊''Kız, onun adını ancak söyleyebilecek kadar bir süre duraksamıştı. Karanlıkların içinde aramıştı o adı, bu dünyada ve öteki dünyada birbirine karışmış onca ad arasından ilk bakışta bulup çıkarmıştı onu; tıpkı ölüm fermanı ezelden beri yazılı olan iradesiz bir kelebekmiş gibi, isabetli bir atışla onu duvara mıhlayıvermiş.  ''Santiago Nasar'' demişti.''


       😊''Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin  içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu.''


         😊''Mektubu yırtıp atmak yerine altına bir dipnot eklemişti: ''Aşkımın kanıtı olarak sana gözyaşlarımı yolluyorum.''


         😊''Sanki öldükten sonra onu bir kez daha öldürmüştük.''


         😊''Onlar kusursuz kızlar,'' dediğini duyardım sık sık. Her erkek onlarla mutlu olur, çünkü acı çekmek için yetiştirilmişler.''


          😊''Keşke tanımasaydım'' dediğim hiç kimse olmadı benim. ''Keşke beni tanımasına İzin vermeseydim'' dediklerim oldu.



          😊''Kötülük dünyada değil, insanın yüreğinde.''


         😊''Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.''


       Kitabın dili akıcı ve anlaşılır. Bendeki baskısı Can Yayınları'nın, karton kapaklı ve 107 sayfa. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Polisiye türünde bir roman. 1982 Nobel Edebiyat Ödülü almış bir kitap. Yazar hukuk ve gazetecilik öğrenimini yarıda bırakmış. Yayımlanan ilk önemli eseri Yaprak Fırtınası'ymış. En çok bilinen romanı ise ve benim hala okumadığım Yüzyıllık Yalnızlık.


     Bu kitabın dikkat çekici tarafı namus cinayetinin işlenmesinde toplumun etkisinin de oldukça ağır olduğu. Cinayetten bir gün önce evlenen  Angela Vicaro'nun bekaretini kaybetmesi ve ağbilerinin kız kardeşlerinin namusunu temizlemek için Santiago Nasar'ı öldürmeye karar vermesi. Cinayetten sadece ölecek olan kişinin haberi yok. Çok sonradan haberi oluyor, o zaman da yapacak bir şeyi kalmıyor. Burada benim en sinir olduğum ve maalesef ki şu an günümüzde de olan bu konu, toplumun bakış açısı, suçsuz bir kişiyi suçluymuş gibi göstermek ve ölmesine göz yummak. Aslında yazar toplumsal bir ruh çözümlemesini sermiş gözlerimizin önüne.  Yazarın küçüklüğünü geçirdiği kasabada yaşanan bir olay aynı zamanda. Bu cinayete herkesin sessiz kalmasını eleştirmiştir aslında kitabında.  Orijinal adı İspanyolca Cronica de Una Muerte Anunciada.


     Bu kitabı çok heyecanlanarak elime aldım ve okumaya başladım. İlk 30 sayfadan sonra çok sıkıldım. Sayfalar bir türlü akmadı bende. Ön yargılı olmak istemedim ve ilerleyen sayfalarda değişeceğini düşündüm. Hiç beklediğim gibi olmadı. Benim normalde bu kitabı 1 saat içinde bitirmem gerekiyor ama okurken kendime eziyet ediyor gibi sevmediğim bir kitabı okumaya devam ettim. Bu da yaptığım bir yanlış. Her zaman söylediğim, ''her kitap herkese uymaz'' cümlesini bu kitapla yaşadım. İçinizde okuyanlar ve çok sevenler vardır. Belki bu anlamda tek olumsuz eleştiriyi de ben yapmış olacağım ama sevemedim. 


     Son yazığım üç alıntıyı da çok sevdim. Derin anlamlar içeriyor hepsi. Kitabın filmi de var, sinemaya uyarlanmış. 1987 yapımı drama tarzında 1 saat 49 dakikalık bir film. Ben seyretmedim filmi. Sanırım kitabı biraz zaman geçtikten sonra tekrar okumam gerekiyor, düşüncelerim değişebilir o zaman. Sonunu bildiğim bir başka roman olan Tünel kitabını çok severek okumuştum. Bu açıdan birbirine benziyor kitaplar. Yorumumu okumak isterseniz üstüne tıklayabilirsiniz.


      Kitap çok değerli, okumanızı tavsiye ederim. Ben sevmemiş olabilirim. Sizin fikirleriniz bambaşka olabilir. Başyapıtlar arasında olan bir kitap. Yazarın bakış açısını, eleştirisini çok sevdim ve günümüzle bağdaştırdım. İçindeki cümlelerin çoğu mesajlar veriyor. Okurken yanınıza bir not defteri almanızı da tavsiye ederim, alıntıları yazmak isteyeceğinize eminim😊📚


      Keyifli kitap keşifleri, keyifli okumalar dilerim😊



    












12 yorum:

  1. Nobel ödüllü olması, film uyarlaması olması ilgi çekiyor ama bunlar okuması kolay bir kitap anlamına da gelmiyor :-)) Denemekten zarar gelmez, zaten 107 sayfa çok da değil 🙏 Teşekkürler bu akıcı ve güzel tanıtım yazısı için 🙏🤗

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim:) Dili akıcı, kitap çok güzel ama dediğim gibi ben sevemedim. Sizler sevebilirsiniz diye düşünüyorum. Okunması gereken kitaplardan biri:)

      Sil
  2. Filmi olduğunu bilmiyordum ama severek okuduğumu hatırlıyorum. Sosyolojideki ismini unuttum ama olay "Nasılsa biri adama öleceğini söyler" düşüncesinin sonuçlarını göstermiş bize :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için teşekkür ederim:)) Sosyolojideki adını ben de bilmiyorum. Burada toplum baskısı çok fazla öne çıkıyor

      Sil
  3. Bu yazarın kitaplarını gerçekten merak ediyorum, son zamanlarda epey göz önünde. Kitabın konusu ve toplum çözümlemesi yapıyor olması ilgi çekici. Yine de yazara hangi kitabıyla başlamam gerektiğine karar veremedim ama o kitap bu olmayacak sanırım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için teşekkür ederim:)) Kitap çok güzel ama bana hitap etmedi, biraz zaman geçince tekrar okuyacağım. Dediğim gibi sizlerin fikri çok başka olabilir:)) Yine de bu kitaptan başlamayacağım dersen Yüzyıllık Yalnızlık kitabından okumayı dene istersen:))

      Sil
  4. Bu kitabı okuma fırsatım olmadı. Filmini de izlemedim ama okunacaklar ve izlenecekler listeme alacağım. Akıcı tanıtımınız için teşekkür ederim. Kitap tanıtımları böyle güzel yazılınca insan hemen alıp okumak istiyor :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim:))) Ne güzel bunları duymak, çok mutlu oldum:)) Umarım siz seversiniz okuyunca, kitap çok güzel aslında:))

      Sil
  5. Çok sevdiğim ve ara ara okuduğum bir kitap. Zaten yazarı olan Marquez'in tarzını çok seviyorum. Ancak haklısınız, bu tarz herkese uyacak bir tarz değil. Ne diyelim, renkler ve zevkler mevzusu :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim:)) Renk ve zevkten ziyade her kitap herkese uymaz, bunu da yazılarımda dile getiriyorum. Benim çok sevdiğim bir kitabı da siz sevmeyebilirsiniz. Kitap ve film her zaman herkese göre değişir:)

      Sil
  6. yüzyıllık yalnızlık okumuştum ama bana uymamıştı, olabiliyor öyle:) elinize sağlık:)

    YanıtlayınSil