Follow Us @soratemplates

7 Temmuz 2021 Çarşamba

Günahın Üç Rengi (Madalyonun Öteki Yüzü)

       

Günahın Üç Rengi





               ''İyiliklerin en güzeli UMUTTUR.''


        Kitabın sonunda yazan cümlelerden biriyle başlamak istedim. Umut ne güzel bir kelime değil mi? Her gün, her dakika, saniye, hep bir umut var hepimizin içinde. Bu umut yaşama sevincimizi sağlıyor.


      

        Kitabın konusu; Genç ve yakışıklı bir gencin mazoşizmin acısıyla dolu dünyası, Yaşlı, göbekli bir holding patronunun cinsel tercihi nedeniyle varoşların orta yaşlı erkeklerinde aradığı yakınlık ve üç kuşak boyunca sürüp gelen fahişelik. 3 tane ayrı hikaye anlatılıyor kitapta. Bu hikayeleri zaman zaman TV8'de yayınlanan Kırmızı Oda dizisinden hatırlarsınız. Madalyonun İçi, Günahın Üç Rengi, Hayata Dön kitaplarındaki hikayelerin çoğu bu dizide yayınlandı. 


         

             😊📘Kitaptan Keşfettiğim Alıntılar:


      😊''Annem orospuydu benim. Yani ben namlı bir orospunun kızıyım. Bu laf, ömrü hayatımda ilk kez çıkıyor ağzımdan. Ben aslında öyle konuşkan filan bir kadın değilimdir. Altına bir söylerim, gümüşe hiç söylemem ama geldik bir kere buraya. Konuşmak gerek. Şimdi, bugün, burada anlatacaklarımı, yılardır hep birilerine anlatmak, paylaşmak, dertleşmek istedim ama olmadı. Yapamadım. Ne de olsa pabuç pahalı. Benim anlatacaklarım, öyle herkese anlatılacak türden şeyler değil. Şimdi dışarı çıkan kızım var ya, işte o bile bilmez bunları. Bilip de ne olacak!...''


        😊''Ablam, babamın öldürüldüğü günün gecesinde de sabaha kadar bu baykuş dalda öttü derdi. Kimsesizlik zor. Korkacak bahane arardık zaten. Aslına bakarsanız, her an, hepimiz ölümle burun buruna yaşıyorduk.''


        😊''Anlattıklarının her biri insanın duygu dünyasında kasırgalar estirecek kadar önemli şeyler. Ve kasırga, ruhunda ne varsa, hepsini önüne katmış, savuruyor. Kin, öfke, hırs, intikam ve son olarak da suçluluk.''


         😊''Gezmeyi, tozmayı daha o yaşında takmayı, takıştırmayı çok seviyordu. Onu öyle görünce içime bir korku düşerdi. Başına toka bile taktırmazdım. Bu yüzden ben de çok dövdüm kızımı. Ellerim kırılsaydı da dövmeseydim. Küçüğe bir fiske bile vurmadım. Hiç gerekmedi ki... Ah benim annem ah... Kadının mezarında kemikleri bile kalmadı ama bize öyle bir miras bıraktı ki, nerelere saklayacağımızı bilemedik.''


          😊''Evlendiğimde birkaç zaman rahat ettim, ama olmadı. Sevmedim hanımı. Bu onun suçu değil. ben bir kadını sevemeyeceğimi biliyordum zaten. Sonra uzun bir zaman içimde kapattım konuyu.''


            😊''Sonra yalnız kalınca, yavaşça kasketimi başıma takarım. İşte o zaman ben de onlardan biri olurum. Nerede toz var, çamur var, içine girerim. Başımı hiç yerden kaldırmam. Dünyayı aşağıdan seyrederim.''


            😊''Babam yok. Annem büyüttü, bugünlere getirdi beni. Yıllardır, beni evlendireceği günlerin hayalini kuruyordu. Benim sokaktan bir kız getireceğimden hep çok korktu.''


              😊''Şimdi de işte böyle saçmalayıp duruyorum. Filmlerdeki kadar kolay olmuyormuş bu işler. Evlendiğim gün de işte böyleydim. İçki filan içtim ama faydası olmadı. Korktum. Rezil olmak vardı işin ucunda. Düğün burnumdan geldi. Sanki sınava girecek bir öğrenci gibi hissediyordum kendimi. Üstelik hayati bir sınav.''


                😊''Ona haksızlık etmek istemem ama gelin hanım Salih'te öyle derin yaralar açmış ki, bu sevimli genç adam az kalsın ölüyormuş bu yüzden. O nasıl hissetti acaba bütün bunlardan sonra? Bilge için her şey göründüğü kadar kolay mı oldu? Eğer bazı şeyleri Bilge bilerek yaptıysa, hayat ona bunların hesabını mutlaka soracaktır.''


                 😊''Yine duruyor ve yine koyu bir sessizlik kaplıyor odayı... Başını benim tam karşımda duran pencerelere doğru çeviriyor. Kahvem önümde soğuyor ama odaya öyle bir ağır hava çöktü ki, hareket etmeye bile çekiniyorum. Bir süre sonra oldukça boğuk bir sesle devam ediyorum.''


                  😊''Ben hiç anneme benzemem. Benim annem ok gibi, dümdüz bir kadındı. Aslında yaşı babamdan çok genç olmasına rağmen, gönlü genç değildi. O çoktan ölmüştü de ağlayanı yoktu.''


                    😊''Eskiden kürdan gibiydim. Yedirdiler içirdiler, sonunda bambaşka biri olup çıktım. Ben bile tanıyamadım kendimi. İşte o zaman anladım annemin neden bu kadar korktuğunu. Ben gerçekten güzelmişim. Sahneye bir çıkıyordum, alkıştan yer gök inliyordu.''


                    😊''Ben bir erkeği güçlü olduğu sürece severim, yoksa onun benden ne farkı kalır.''


                     😊''Zayıf adamın sevgisine güvenemezsiniz. Bir adam zayıfsa, onun her şeyi zayıftır. Aşkı da sevgisi de. Ama ne kadar güçlüyse, o kadar güvenilir olur insanlar.''


       

                   Kitabın dili oldukça akıcı ve anlaşılır. Karton kapaklı, 286 sayfa ve Remzi Kitabevi'ne ait basımı. Kitabı keyifle okudum ve çok etkilendim. Duygusal olduğumdan bazı yerlerde ağladığımı tahmin edersiniz. Bu hikayelerin hepsi yaşanmış, bu insanlar içimizden biri. Belki aynı sorunları yaşıyoruz ya da yakınlarımız yaşıyor. Yaşanmış olması insanı daha da üzüyor ve keşke yaşanmasaydı dedirtiyor. Çok zorlu hayat şartları ve insanların ayakta kalma çabaları. Hem psikiyatri bilimini daha yakından inceleme, öğrenme fırsatı oluyor bizim için. Ben psikolojiyi ve psikiyatri bilimini severim ve ilgi duyarım. O yüzden bu kitaplar ilgimi fazlasıyla çekiyor.


                 

                  Bu kitaplarda yer alan hikayelerin hepsi izin alınarak yayınlanıyor. İsimler, meslekler, şehirler değiştiriliyor. Hastaların bilgisi var. Özellikle son zamanlarda çok eleştiri olmuştu yazara karşı, ''nasıl yayınlarsınız, doğru değil'' diye. İnsanlar konuşmayı seviyor ama ne yazık ki araştırma yönümüz yok, bilmeden konuşmayı da çok seviyoruz. Üstelik bu hikayelerin kitap olmasını özellikle isteyen hastalar var. Örneğin Kral Kaybederse kitabındaki Kenan Karakteri(çok severim bu karakteri) İzinsiz hiçbir şey yapılmıyor, eleştiri yaparken biraz daha dikkat edebiliriz, sırf konuşmuş olmak için konuşmaya gerek yok. Yazarın kitaplarını okuyanlar mutlaka bilirler izin konusunu.


                Kitabı okurken en etkilendiğim hikaye ise Fahişeliğin Rengi Kırmızı(Meliha'nın Hikayesi) Özellikle bu hikaye bende fazlasıyla iz bıraktı. Meliha'nın yaşadıkları, ailesi, ablası, kardeşleri... Sonrasında hayatı boyunca çektiği acılar ve hiç bitmeyen o korku. Bu korkunun başına gelmesi ise ayrı bir şey(Psikolojide Ters Çaba Kuralı vardır, bilirsiniz belki; korktuğun olayın başına gelmesi, olayı kendine çekmen ve yaşaman.) Meliha'nın yaşadığı da tam olarak bu. Daha doğrusu 3 kuşak yaşanması, annesinden gelen örgü zincirlemesi. Meliha'yla beraber ben de yaşadım o anları sanki, gözümde canlandı, üzüldüm, ağladım. Sonrasında kızı Hayat'ın da(Melek) aynı doktora gelmesi ise bambaşka bir boyut. Hatta Kırmızı Oda dizisi Meliha'nın hikayesiyle başlamıştı ve çok ilgi çekmişti ilk bölümden. Yukarıya video olarak da ekledim, en azından bir fikriniz olur.


                 Yazarın Hayata Dön kitabı dışında bütün kitaplarını okudum ve çok sevdim. Daha önce Camdaki Kız ve Madalyonun İçi kitaplarını yorumlamıştım. Üzerlerine tıklayarak yorumlarımı okuyabilirsiniz. Camdaki Kız dizi olarak uyarlandı. Yeni sezonda da heyecanla, sabırsızlıkla beklediğim Kral Kaybederse  kitabı dizi oluyor. Tabii ki şunu hep vurguluyorum, kitaptan birebir uyarlama dizilerde mümkün olmuyor, kurgu oluyor mutlaka. Bir sezon veya iki sezon devam ettirmek için senaryoda farklı şeyler yazılıyor. Bazen saçma senaryolar oluyor. Umarım Kral Kaybederse bu saçmalıklardan arınmış olur. Film olsa daha güzel olabilir uyarlamalar, çünkü 2 saat daha kısıtlı bir zaman ve fazla değişiklik yapılması söz konusu değil. Önce kitapları okumak her zaman  daha iyi. Kitapta her cümleden aldığınız tadı ne dizide ne de filmde bulamazsınız. Kitap her zaman başka.



                Bu tarz kitapları okurken lütfen ön yargılı olmayın, kınamayın, yargılamayın. İnsanların içinde bulunduğu durumlar, çaresizlikleri bambaşka şeylere sebep olabilir. Yarın bizler de aynılarını ya da benzerlerini yaşayabiliriz; bunu kimse bilemez. Empati duygumuzun fazlaca gelişmiş olması lazım. O yüzden lütfen acımasızca kimseyi eleştirmeyin. Kitabı okuyan birkaç kişiden duymuştum, ''bunu nasıl yapar, aklı yok muydu?, ben olsaydım böyle yapmazdım.''  Olayları yaşamadan konuşmak kolay, bence bilmediğiniz, içinde bulunmadığınız olaylar ve durumlar hakkında konuşmayın. Ayrıca her olaya herkesin verdiği tepki çok farklıdır. Ön yargılı olmak size bir şey kazandırmaz.



              Kitabı okurken kendinizi de sorgulayacaksınız. Ne hayatlar varmış, neler yaşanıyormuş diyeceksiniz.  Hikayelerin temelinde yatan en önemli problem sevgisizlik. Sevgisiz büyüyen, güven ve aidiyet duygusunu alamayan her çocuk ileride farklı durumlar, olaylar içinde bulabilir kendini. Yetiştirilme tarzı çok önemli ve hayatınızın her alnında önünüze farklı şekillerde çıkıyor.  Her şey ailede başlıyor ve anne-babaların çok bilinçli olması gerekiyor. ''Daha çocuk anlamaz, unutur gider, ne bilecek canım.'' söylemlerinin hepsi çocukken beynimize yerleşiyor ve travma oluşturuyor. 


              Bu kitaplar yeni yazılmış değil, dizilerden sonra çok daha fazla ön plana çıktı sadece. Toplumun dışladığı, insanların neler yaşadığını bilmeden yargısız infaz yapanları kitap çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitapta ayrıca yazar Gülseren Budayıcıoğlu kendisinden de söz ediyor, muayenehanesini anlatıyor. Kitaba edebi kitap gözüyle bakmayın. Psikolojiyi seviyorsanız keyifle bir saatte bitirebileceğiniz bir kitap.



              Kırmızı, gri ve siyah... Günahın Üç Rengi...


              Keyifli kitap keşifleri, keyifli okumalar dilerim😊







24 yorum:

  1. Alıntılar yine muhteşem olmuş. 🎈✨🎉

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Alıntıları beğenmene sevindim:)))

      Sil
    2. Pazar günü gazetede! 😘😘😘

      Sil
    3. Yaa çok sevindim, çook teşekkür ederim:)))) Sabırsızlıkla ve heyecanla bekliyorum:)))

      Sil
  2. Meliha'nın hikayesi Kırmızı Oda'da çok etkilemişti.sanırım kitabı okuyamam ama çok güzel anlatmışsın🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumun için:))) Beğenmene çok sevindim anlatımımı:))) Ben de çok etkilendim kitabı okuyunca, seyredince de ayrı etkilendim o yüzden sana hak veriyorum:)))

      Sil
  3. Kral Kaybederse kitabını ilk defa duydum. Bu gidişle dizisi yapılmamış kitap kalmayacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Kral Kaybederse benim favori kitaplarımdan biridir ve kesinlikle tavsiye ederim:))) Kitaplardan uyarlanan filmler ve diziler güzel oluyor, tabii arada kötü olanlar da var:)))

      Sil
  4. Yazarın hiçbir kitabını okumadım. Bir ara merak ediyordum doğrusu ama neden bilmiyorum sonra soğudum. Belki indirimde falan bulursam okurum da indirimde bulacağımı da sanmıyorum :) Yorumuna sağlık, güzel bir yorum yazısı olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Yorumumu beğenmene çok sevindim:))) Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarında indirim biraz az oluyor, haklısın. Yine de bazen güzel kampanayalar oluyor, belki denk gelirsin:)))

      Sil
  5. Bayağı ağır bir dram, ben almayayım ama paylaşımınız İçin teşekkür ederiz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Bayağı etkileyen bir kitap ve bu etkiden de kolay kolay çıkamıyorsunuz. Orada size hak veriyorum:)))

      Sil
  6. harikaa bir post olmuş, kapağına da bayıldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Yazımı beğenmenize çok sevindim, kitabın kapak çalışması güzel bence de:)))

      Sil
  7. yazarın ne yazdıklarını okudum ne de yazdıklarından dizi yapılanları izledim, bilmiyorum neden aslında psikoloji de severim ama bir anda popüler olması belki de beni soğutan, kalemine sağlık bir şans verilebilir diye düşündürttün beni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Psikolojiyi seviyorsan beğenebileceğini düşünüyorum, bence bir şans verebilirsin. Aslında kitaplar önceden yazılmış ama son sene popüler olmuş, ondan dolayı öyle hissediyor olabilirsin dediğin gibi:))) Özellikle Kral Kaybederse mutlaka oku ben de yakın zamanda yorumumu yazacağım inşallah:)))

      Sil
    2. Tamamdır eğer bir gün okursam ilk şans o kitabın olacak :) sevgiler

      Sil
    3. Yorumunu sabırsızlıkla bekliyor olacağım:))) Keyifli keşifler:))))

      Sil
  8. Artık bu yazarı gördüm mü aklıma sen geliyorsun :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa:)) Sanırım Martin Eden'den sonra bir de bu oldu:)))

      Sil
  9. Camdaki Kız'ı severek okumuştum. Diziyi çok daha dramatik bulduğum için izlemedim. Ajitasyon çok gibi geldi bana. Bu kitabını ve Kral Kaybederse kitabını da okumak isterim. Emeğine yüreğine sağlık 🧿🤗😊🤚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Diziyi daha seyredilebilir kılmak için biraz fazla dramatik yapmış olabilirler, o yüzden haklı olabilirsiniz. İzlerken insan kötü oluyor çünkü. Yazar röportajlarında hep söylüyor; aslında çok daha ağır şeyler yaşamış bu hikayelerdeki insanlar ama ben biraz azalttım bazı yerleri diye. Kral Kaybederse de dizi oluyor yeni sezonda, yine de önce kitabı okunmalı diyorum ben her zaman:))) Yazıyı beğenmenize ve yorumunuza çok mutlu oldum:)))

      Sil
  10. Kitabın içinden alıp bıraktığınız bölümler çok etkileyici. İnsanda okuma isteği başlıyor.

    Teşekkürler tanıtım için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için:))) Biraz ağır bir kitap yaşanılanları anlattığı için ama sevebilirsiniz:))

      Sil